Şapka sözcüğü Polenezce, czepska'dan (şapska) geliyor. Anadolu Türkçesi'nde şapka sözcüğü 15. yüzyıldan sonra kullanılmaya başlanmış. Günümüzde ağırlıklı olarak soğuktan ve sıcaktan korunmak amacıyla şapkalar giyilmektedir.

        Oysa şapka, aslında giyilen elbisenin kumaşından, fötr veya başka bazı malzemelerden, değişik desen ve biçimlerde yapılmakta ve kıyafeti tamamlayan bir aksesuar olma özelliği taşımaktadır.Şapkanın sosyal hayattaki yerini biraz irdeleyecek olursak şöyle özellikleri ortaya çıkıyor; statü sembolü, siyasi ve dinsel mesaj taşıyor, görünüşe otorite, itibar ve güven veriyor, kötü görüntüyü saklıyor, kıyafetin veya üniformanın bir parçasını oluşturuyor.

        Elde bulunan arkeolojik verilere göre, şapkayı ilk kullananlar Mısırlılar. MÖ 3200 yılında Mısır'da erkeklerin başlarında tüyler, kralların taçları ya da perukları üzerine geçirdikleri bezler olduğu biliniyor. MÖ 3000 yıllarında Girit adasında yaşayan ve kendilerine özgü uygarlıklarıyla tarihte önemli bir yere sahip olan Minosluların başlarında uzun sivri tepeli şapkaları, Assurluların ise kendilerine özgü yuvarlak şapkaları vardı.

      Tarih birazcık ilerilere gittiğinde şapkanın statü sembolü haline geldiğini görüyoruz.Eski Yunanistan'da şapkayı yoksullar giyerdi. Eski Roma'da ise durum tam tersineydi, şapkayı zenginler giyerdi. Şapkayı yoksulların ve kölelerin giymesi kesinlikle yasaktı. Ancak bir köle özgürlüğünü elde ettiğinde, bunun simgesi olarak konik biçimli bir şapka giymesi gerekirdi. 
      Ortaçağa gelindiğindeyse deri şapkalarda takılmaya başlanmıştı. 11. yüzyılın sonlarında, kadınların tepesi sivri kukuletalı, boynu ve omuzları örten yüzü açıkta bırakan başlıkları taktıkları görülmüştür.

      Hasır şapkaların en kalitelisi ise, üç yüz yıl önce Avrupa'ya getirilmiş olan ve geldiği yerin adıyla anılan Panama şapkalardır. Bu şapkalar yapılış özelliklerinden çok dokumanın elle olması ve dokusundaki hasırın güneşe karşı dayanıklı olması ile ünlüdür.